Seçim teorisine dayanan gerçeklik terapisi, psikanalitik bakışa karşı olarak kişinin kendi iradesiyle yaptığı seçimlere ve sorumluluğa vurgu yapar. Birey, tüm davranışları kendi seçer ve bu seçimlerinden de kendisi sorumludur. Eğer üstlenemediği davranışları varsa patolojinin bundan oluştuğunu söyler. Gerçeklik terapisini benimsemiş bir terapist, danışanına diğerlerine zarar vermeden ihtiyaçlarıyla uyumlu olan kendi seçimini kendisinin yapmasına yardım etmeyi amaç edinir. Psikolojik desteğe ihtiyaç duyan birinin aslında temel bir yetersizlikten yakındığını öngörür. Çift terapisinde bu şu anlama gelir: Çiftler birbirlerinden ihtiyaç duydukları gereksinmelerini birbirlerine zarar vermeden karşılayamamaktadır. Ve aslında danışanların seansa getirdikleri semptomlar, sorunlarının çözümü için başvurdukları yoldur. Bu semptomlar aslında giderilemeyen bir şeyin ifadesidir. Örnek vermek gerekirse mesela obsesif semptom gösteren bir birey,  bir şeylerin altını çizerken bir şeyleri de siliyor olabilir. Yani onun obsesyonu aslında onun tatmin olmayan, karşılanmayan, ihtiyaç duyduğu bir şeyin silinmesi demektir. Bunu bağımlılıklarda da bu şekilde düşünebiliriz. Ve kişinin bağımlı olduğu nesne aslında karşılanmamış ihtiyaçlarının bir tür eyleme vurumudur. İnsanlar, sıkıntı içindeyken bu sıkıntıyı hiçbir şekilde kontrol edemeyeceğine ve dengesi bozulmuş nöro kimyalarının kurbanı olduklarına inandırılır ve dengeyi yeniden yerine getirmek için Prozac gibi sinir ilaçlarına yönlendirilir. Evet sinir hapları bizlerin kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar fakat mutsuzluğu seçmemize yol açan problemlerimizi çözmez. Mutsuzluk durumunda 2 yol seçilmektedir:

  1. Doyurucu ilişkiler kurma arayışına girmek ve fonksiyonda bulunmak
  2. Depresyon maskesi altında ilişkilerini bitirmeye karar vermek: Bu seçimi yapan insanlar ilişki kurmadan mutlu olmanın veya zevk almanın peşinden giderler. Bu insanlar kalite dünyalarında bulunan sevgi nesnelerinin yerini uyuşturucularla, sevgisiz cinsellikle, şiddetle ve benzer zevk kaynaklarıyla değiştirirler.

 

Ve G.T’ ye göre tüm mutsuz insanların problemi aynıdır: İyi geçinmek istedikleri insanlarla geçinememek. Der ki psikanalizdeki bilinçdışı eşi seçsen de Gestal’te bahsedilen tamamlanmamış yaşantını tamamlamaya çalıştığın kişiyi seçsen de sonuç olarak bunlarla iyi geçinemediğin için mutsuzsundur. Bu nedenle G.T yaklaşımında bireyin geçmiş yaşantıları ile şu anki çatışmalarını irdeleyip, deşmez yalnızca şimdi ve o andaki ilişkiye odaklanır. İnsanların 2 temel ihtiyacı vardır: 1) sevmek/ sevilmek 2) kendimizin ve başkalarının gözünde değerli olduğumuzu hissetmek. G.T’ ye saplantılı aşkın sebebi şudur: Kişi en az bir kere sevildiğini hissetmişse ve birini de dolu dolu sevdiyse bir daha bu duyguları başkasına karşı yaşayamayacağı ve başkası tarafından da bir daha sevildiğini hissetmeyeceği kaygısıyla o kişiye saplanabilmektedir. Fakat her 2 birey de bu 2 temel ihtiyacını birbirlerinin özerkliklerini ihlal etmeden, seçim hakkı ve tercihlerine ket vurmadan giderebiliyorsa bu sağlıklı bir ilişkidir ve bu 2 ihtiyaç tatminkâr bir şekilde karşılanırsa başarılı kimlik algısı oluşur, karşılanmazsa başarısız kimlik gelişir. Gerçeklik Terapisi yaklaşımında insandaki evrensel olarak 5 tane psikolojik ihtiyacın varlığından bahsedilir. Bu ihtiyaçlar genetik ve evrenseldir fakat dereceleri ve güçleri farklıdır. Bu da bireyler ile ilgilidir ve biz bütün davranışlarımızı bu ihtiyaçlarımızı karşılamak üzere yaparız. Bu ihtiyaçlar:

  1. Hayatta kalma: ( yaşamını sürdürme) yeme içme, cinsellik gibi fizyolojik tüm ihtiyaçlar, ekonomik ihtiyaçlar ve var olma ihtiyacı ( soyunu devam ettirme isteği veya hayır işlerine ismini verme vb. bunun içindir)
  2. Ait olma: Sevmek, sevilmek ve değerli olma ihtiyacını içinde barındırır. Birey ilişkide ‘’ben varım’’ ı hissetmek ve yaşamak ister ‘’ben, sende varım’ ’ı değil. Kendini ilişkiye ait hissetmektir önemli olan kişiye değil. 
  3. Güçlü olma: Bir işe, bir saygınlığa ve statüye sahip olmak gibi.
  4. Özgür olma: Bireyin yaşantısında kendi seçimlerini özgürce yapabilmesi ve bunların sorumluluğunu alabilmesi.
  5. Eğlenme ihtiyacı: Psikanalizde bahsedilen kateksis gibi bireyin enerjisidir. Bireyin, motivasyonunun kaynağıdır. 

Bu ihtiyaçların seansa gelen bireyle çalışılarak derinlemesine analiz edilmesi ve hangi veya hangilerini karşılanmadığının doğru bir şekilde saptanması çok önemlidir. Özellikle çiftlerle çalışırken gerçeklik terapisinin sayıltılarından faydalanmak birçok problemin kaynağını bulmama çok yardımcı oluyor. Bazen bu ihtiyaçların birinin çok karşılanmasının veya daha çok karşılanmak istenmesinin diğer ihtiyacın karşılanmasına zarar vermesi olasıdır. Ya da yalnızca birinin karşılanmamasının diğer dördünün de karşılanmasını engellemesi de mümkündür. Örneğin, eğlenme ihtiyacını karşılayamıyorsa diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına ket vurmuş olur çünkü enerjisi yoktur. Bir diğer örnek olarak ilişkide ait olma ihtiyacını karşılayamazsa güçlü olma ihtiyacını karşılamaya yönelebilir bu da ilişkide kontrol davranışına dönüşür ve ilişki yıpranır. Bazen de sırf bu yüzden bazen kişilerin ilişkide özgür hissedemiyorum savıyla özgürlük ihtiyacını karşılamak için başka heyecan arayışlarına yönelebildiğini görmekteyizdir. Sırf özgür hissetmek adına yapılan bu davranışlar örneğin madde kullanımı veya aldatma örneklerindeki gibi bahsedilen özgür olma ihtiyacı ile birlikte aslında eksik olan ait olma ve güçlü olma ihtiyacını da karşılamaya yöneliktir. Verdiğim örnekler anlatının daha iyi kavranması için verildiyse de aslında ihtiyaçların birbirleriyle ne kadar ilintili olduğunu ve bu ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde karşılamamanın da problemlere yol açtığı görülmektedir. Diğer yandan Gerçeklik Terapisi’ nde davranışa odaklanılır ve total davranışın 4 unsurundan bahsedilir: yapmak, düşünmek, hissetmek ve fizyoloji. Bizler Gerçeklik Terapisi ile yürüttüğümüz seanslarda kişinin ilk önce davranışını değiştirmesini isteriz ki kişi, yapabildiğini görsün ve bunun sonucunda duygu, düşünce ve fizyolojik semptomları da sağlıklı olana evrilsin. Tüm bu 4 unsuru bir bavula benzetirsem bavulun sapı davranışlar olur ve sapından çekmezsek ilerleme kaydedemeyiz. İşte tam bu sebeple G.T yaklaşımında semptomlara hastalık denmez seçim denir. Örneğin depresyon, kaygı bozukluğu değildir; kişi böyle olmayı bahsedilen ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak kendisi farkında olarak veya olmayarak seçmiştir çünkü o sırada ihtiyaçlarını karşılamak için bulabileceği en total davranış budur. Gerçeklik Terapisi için gelen danışanıma davranış analizi yapar ve bu 4 alandaki toplam davranışı analiz ederim. Ve sağaltımı bu toplam davranış üzerinde yönetirim. Kişi eğer sadece ilaç kullanımına yönlendirilirse bu sadece fizyolojik tarafını onaracaktır ama problem hala var olmaya devam edecektir. Gelen danışanıma şu soruyu yöneltirim: Ne istiyorsun? Bunun için ne yapıyorsun? Ve yaptıkların istediklerine hizmet ediyor mu?

Özetlemek gerekirse ilişkilerde problem yaşamak kaçınılmazdır ve tartışmaların olması da ilişkinin canlılığını korumaktadır aslında. Önemli olan bu tartışmaları yaparken karşı tarafa zarar vermeden kendinizi olduğunuz gibi duygularınızı maskelemeden ifade edebilmenizdir. Çoğu zaman ilişkilerde patolojik semptom (tepki) göstererek bu patolojiye sığınırız ve bir döngüye gireriz. Sistemik terapide buna şeytan döngüsü denir. Aslında bu semptomlar ve tartışmaların sebebi karşılanmamış ihtiyaçlarımızın ilişkiye yansıtılmasıdır ki bu da bir nevi psikolojik oyundur. Çünkü içtenlik ve otantiklik yoktur. Çünkü göstermeyi seçtiğimiz bu semptomlar problemle yüzleşmek ve reddedilmeyi veya reddetmeyi göze almak gibi daha zor görünen alternatifleri de seçmemizi engelleyerek kısacası bir kılıf yaratarak bizlere ikincil kazanç sağlamaktadır. Cümlelerimi sonlandırırken sizlere kendiniz ve ilişkileriniz hakkında farkındalık kazanmanıza yönelik bir etkinlik önerebilirim: 

Bireysel ve çift yaşantınızda bahsedilen hangi ihtiyaçlarınızı karşıladığınızı, hangilerini karşılayamadığınızı düşünün ve karşılamak için neler yaptığınızı not edin. Yaptıklarınız, işe yarıyor mu? Yarıyorsa ne mutlu fakat yaramıyorsa neden hala bu davranışı seçmekte devam ettiğinizi kendinize içtenlikle yanıtlayın. İhtiyaçlarınızı analiz etmek konusunda sıkıntı yaşıyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz. Unutmayın, iyi ya da kötü yaptığımız her şey, o andaki en iyi seçimimizdir.

                                                                                                                                                       Uzman Psikolog N. Vera ASLAN