SANATLA TERAPİ

Öncelikle sanatla terapinin bir terapi ekolü değil, yalnızca terapilerde kullanılan bir teknik olduğunun altını çizerek konuya başlamak istiyorum. Sanat terapisi tekniğinin kullanıldığı seanslarda kişinin, içsel yaşantılarının ve kişinin farkında olmadıklarının, söyleyemediklerinin, bilmediklerinin, bilinçdışından getirdiklerinin ifade edilebilmesi ve kişinin bunları keşfetmesi amaçlanmaktadır.  Tüm bunlar için sanat kullanılmaktadır ve bu şekilde kişinin içsel, karmaşık, bilinçdışı yaşantıları bilinç öncesine çekilmektedir.   Sanat terapisi uygulayan psikolog ise danışanının bu yaşantısına tanıklık eden kişidir. İyileşme, tanıklık ile birlikte gerçekleşmektedir. Bütün insanların motivasyonu fark edilmek, takdir edilmek ve beğenilme arzusudur. Fakat sanat terapisinde kişinin ortaya koyduğu malzeme yorumlanmaz. İyi, kötü- doğru ya da yanlış yoktur. Sadece olan vardır ve bu zaten eşsizdir.  Koşulsuz kabul anlayışıyla ortaya çıkarılan sanatsal malzeme terapist tarafından yorumlanmaz. Kişinin kendisi kendi içinden çıkan malzemeye bakar ve ne gördüğünü kendisi söyler. Sanat terapisi çalışmasında çoğu zaman kişiye çağrışım yoluyla ile bir şey çağrıştırılarak bilinçdışına temas edilir ve kişi sanatını yaratmaya başlar. Bu yaratım sürecine ve sonucuna sanat terapistinin eşlik ve tanıklık etmesi önemlidir. Çünkü çoğu zaman ancak başka biri gördüğünde veya baktığında kendimizle ilgili bir şeyler söylemekteyizdir. Bu yüzden sanat terapileri çoğunlukla grup çalışması olarak gerçekleştirilir. Sanat terapisi sürecinde hem danışanın hem de terapistin yaratıcılığı ve spontanlığı esastır. Konunun daha iyi anlaşılması açısından bu kelimeleri açıklamak gerekirse spontanlık; içteki duyguların kişininin içinden geldiği gibi fakat bunu dış koşullara uygun olarak özgürce ve korkusuzca yapabilmesi iken yaratıcılık ise ortam ve koşul değiştiğinde bu duruma uygun özgün, benzeri olmayan bir şey üretmektir. Sanat sözsüz olarak da kendimizi ifade edebileceğimiz bir alandır. Bazen kişiler, kendilerini söz ile ifade etmekte zorlanabilmekte veya tercih etmek istememektedirler. İşte bu noktada sanatla terapinin tam da bu insanlara göre olduğunu söylemek mümkün. Sözsüz iletişim, en arkaik ve en eski iletişim biçimlerinden biridir. Sanat terapisi de bu alana girer ve bu sebeple aslında regresif bir yapıdadır. Buna örnek olarak şunu verebilirim: Dans ve hareket ile aslında bir bebeğin ayağa kalkma dönemine gitmek gibi. Şamanistik dönemde de topluca ayinler yapıldığını biliyoruz. Bu ayinlerde çember oluşturularak dans edilir ve şamanlar esrik yani hipnotik, trans hale gelerek bilinçdışını ortaya çıkaracak eylemlerde bulunurlardı.  Bu aynı zamanda grubun kollektif bilinçdışını da ortaya çıkarmaktaydı. Örneğin biri kartal olurdu ve o hayvanı canlandırırdı. Burada yapılan aslında bir tür drama ve dans terapisidir. Uyguladığımız sanat terapisinde de tıpkı bu örnekteki gibi kişinin duygusal boşalım ve katarsis yaşaması sanat ile gerçekleştirilir. Antik döneme gidecek olursak Bergama’ da bulunan Asklepion tapınağının aslında günümüz psikodrama toplantılarının başlangıcı olduğunu görmekteyiz. 

Kısacası sanat terapisti olarak, danışanımın bilinçdışındaki bölük pörçük, kaotik haldeki malzemesini sanat yolu ile bütünleşmiş, yeniden yapılandırılmış ve bir ad konulmuş halde bilinçdışından, bilinç öncesine çekiyorum ve sonra bilinç öncesine çekilmiş bu malzeme üzerine konuşarak ve üzerinde düşünerek bilinç düzeyine getiriyorum.  Sanat terapisinde müzik, drama, heykel, resim, edebiyat ve sinema kullanılabilmektedir. Bunların kullanımı kişiye veya grubun yapısına uygun olarak spontan bir şekilde yapılandırılır. Bazı durumlarda hepsi bir arada da kullanılır. Örneğin grup çalışmasıyla yürütülen bir sanat terapisi çalışmasında grup üyelerini hareketi kullanarak ve ısınmalarını sağlamak amacıyla ortamdaki enerji dağılımı için serbest olarak yürütürken seçilmiş olan arka plan müzik ile aynı zamanda kişilerin bilinçdışını harekete geçirebilir, sonrasında kişilerin her birinin bu deneyimlerinin üzerlerinde yarattığı çağrışımları söz ile yansıtmasını isteyebilirim. Bu sözlerden bir şiir yazmalarını isteyebilir, sonrasında bu şiiri drama etmelerini veya resmini çizmelerini isteyebilirim. Ya da uzun süreli olarak çalışma yürüttüğüm gruplarda kolaj çalışması ve sinematografi çalışmaları da yapabilirim. Bunun sayısız şekilde kombinasyonu mümkündür ve bütün bu kombinasyonlar,  kişinin bilinçdışında bir şeylerin hareketlenmesini sağlayarak sağaltımı gerçekleştirmektedir. Sırf sanat ile öfke problemi ve bağımlılık ile çalıştığım danışanlarımda olumlu sonuçlar aldığımı ve bir terapist olarak gerçekten çok etkileyici deneyimlere ve dışavurumlara şahit olduğumu söyleyebilirim.  Çünkü sanat işlevsel bir katarsistir ve kişi, öfkesinin ya da bağımlı olduğu malzemenin yerine koyabilecek bir şeyi keşfederek sübliminasyon yaşamaktadır. Kişi, sanat ile içindeki dürtüyü, içsel yaşantısını sembolize eder ve başkaları tarafından kabul edilebilir hale getirir. Konu sanat olunca söylenecek çok fazla şey olduğunu düşünüyor ve yazıyı bitirmekte zorlanıyorum. Son cümlelerimi şu şekilde yazmak isterim. Sanat terapisi çalışması her yaş grubu için yapıcı ve iyileştiricidir. Eğer siz de bilinçdışı malzemenize sanat yoluyla ulaşarak eşsiz bir deneyim yaşamak, kendiniz hakkında iç görü kazanmak ve yaratıcılığınızı bir de kendi gözünüzden görmek istiyorsanız sanat terapisi çalışmasına katılmayı deneyebilirsiniz. Çoğu danışanım seans sonunda ‘’bunu neden yaptım bilmiyorum ama bu beni inanılmaz rahatlattı’’ ya da ‘’bunu şimdi ben mi yaptım’’ gibi geri bildirimler veriyor. Bazen dans etmek ya da resim çizmek insanları kaygılandırmakta ve ‘’ ama ben dans edemem ki’’ gibi cümlelerle de karşılaşmaktayım ama bu konunun güzel dans etmekle veya iyi resim çizmekle bir ilgisi olmadığını sadece ‘an’ da kalarak yapabileceklerinizin bir sınırı ve doğrusu olmadığını size müjdeleyebilirim. Bence sanat, kendini keşfetmenin en eğlenceli ve en güzel yollarından biri. Unutmayın:  sanatınız, yaptığınızı kaç kişinin sevdiğiyle ilgili değil; sanatınız ruhunuzun ve bedeninizin yaptığını sevip sevmemesiyle ilgilidir ve bu dışavurumunu asla ötekinin fikirleriyle takas etmemelisin. 

                                                                                                                                                        Uzman Psikolog N. Vera ASLAN