ÖFKE HANGİ DURUMLARDA GERÇEKLEŞİR?

Merhabalar sevgili okurlarım. Bugünkü yazımda sizlerle öfke kontrolü konusunu ele almak istedim. Çünkü öfke kontrolü; psikoterapi seanslarımda sıkça önüme gelen, karşılaştığım problemlerden bir tanesi. Son zamanlarda da bu sıklık birazcık daha arttı maalesef. Ben de bu duruma kayıtsız kalamadım ve bu konuyla ilgili bir yazı kaleme almaya karar verdim. Siz değerli okurlarıma bu konuyla ilgili bilgilerimi elimden geldiğince sade bir şekilde, teorik kavramlara boğmadan aktarmaya çalışacağım. Öfke hangi durumlarda gerçekleşir, hangi sorunlarla karşılaştığımızda öfke duygumuz açığa çıkar kısmını açıklamadan önce öfke nedir, ne demektir sorusuna cevap aramamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çevremde de gözlemlediğim kadarıyla insanlar öfke ile saldırganlığı karıştırıyorlar. Bu sebepten dolayı da öfke negatif bir duygu olarak zihinlerde yer ediyor. Halbuki öfke duygusunun ciddi işlevleri mevcut. Öfke nedir kısmını açıkladıktan sonra da öfke hangi durumlarda gerçekleşir kısmına geçerim ve bunu da elimden geldiğince açıklamaya-aktarmaya çalışırım. Sürçü lisan edersem şayet şimdiden affola.

Öfke Nedir?

Öfkenin kelime anlamına baktığımızda karşımıza incinme, tehdit, haksızlık, engellenme ya da bireye gözdağı verilmesi mukabilinde bireyin gösterdiği kızgınlık, hiddet, hışım veya saldırganlık tepkileri gibi anlamlar, manalar çıkmaktadır.  Öfke; sevinç, neşe, aşk, korku, kaygı, merak gibi bir duygudur. Öfke sadece ve sadece bir duygudur. Ve üstelik doğuştan gelen yani yaradılışımızda olan gayet doğal bir duygudur. Herkes bu duyguyu yaşar, yani aslında evrensel bir duygudur.  Lakin insanların öfke duygusunu yaşama tarzlarında bir farklılık oluşmaktadır. Kimi hiç zarar vermeden, güzel bir şekilde ifade ederken, kimi de maalesef başta kendisine olmak üzere çevresine çok ama çok zarar vererek ifade edebilmektedir. Diğer bir yandan baktığımızda aslında öfke son derece sağlıklı ve yapıcı bir duygudur. Tabi zarar vermeden ifade edilirse sağlıklı ve yapıcı olur, aksi takdirde yıkıcı bir duyguya dönüşebilir. Bu yıkıcı özellik öncelikle kişinin bizatihi kendisine, sonrasında da yakınlarına ve etrafındaki kişilere zarar verir.

Öfke; geçici bir duygudur, yani bireyin üzerinde sürekli olarak kalmaz. Çok kısa sürelidir. Uzun sürmez ve kalıcı değildir. Belki de önemli olan bu duyguyu sağlıklı bir şekilde atlatabilmektir. Yani öfkenin gerçekleştiği esnada yanlış karar vermemek ve kişinin başta kendisine olmak üzere bir başkasına zarar vermemek için elinden geldiğince, yapabildiği sürece kontrol etmeye çalışmaktır. Zira yanlış kararlar vermek ve hata yapmak veya zarar vermek, saldırgan davranışlarda bulunmak gibi olasılıkların yaşanması biraz daha yüksektir. Öfke, çok güçlü bir enerji kaynağıdır diyebiliriz. Bu enerjiyi yerinde kullanmayı öğrenmek gerekir. Öfke, kontrol edilebilen bir duygudur. Birey öfkeyi kontrol etmeyi öğrenirse yararlı, sağlıklı, faydalı ve eğitici bir duyguya dönüştürebilir. Bu durum da çok uzak bir ihtimal değildir.

Öfke de diğer duygular gibi bilinçli yaşanan bir duygu değildir. Öfke anında yaşanabilecekler kesinlikle alınan kararların, yapılan tercihlerin sonucudurlar. Neden bunu söylüyorum; çünkü yaşanabilecek en tatsız olayda bile hemencecik karşıdaki muhattap suçlanıyor. Oysa durum asla böyle değildir. Kişi öfke anında vereceği tepkilerini, yapacağı davranışlarını kontrol etmeye çalışmalıdır. Şayet kişi bunu kontrol edemiyorsa; bu kontrol edememe ayıp bir şey değildir ancak kişinin mutlak suretle bir psikologdan destek alması gerekir. Psikologdan destek almak kötü bir şey değildir, hatta psikologdan destek almak çok bilinçli, çok erdemli ve de yerinde bir davranıştır. Öfke anında tepkilerini kontrol etmek öğrenilebilen bir şeydir ve adres vurguladığım gibi psikolog odasıdır. Bu odada konuşulanlar da kesinlikle psikolog ve gelen kişi(danışan) arasında kalır. Gizlilik esastır ve kesinlikle psikolog tarafından korunur.
 

Öfkenin İşlevi Nedir?

Öfke esasen bizleri koruyan bir kalkan görevindedir. Biri bize haksızlık yaptığında eğer öfkemiz olmasaydı ne yapardık sizce? Bir düşünün derim. Peki haksızlık yaşandığında ne yapardık sizce? Öfkelenmez miydik? Böylesi bir durumda hakkımızı korumuş olmuyor muyuz? Peki bize karşı bir tehdit veyahut herhangi bir tehlike anında öfkelenmiyor muyuz? Böyle bir durumda aslında öfkelenmemiz, bir imdat çağrısı değil midir? Peki öfke olmasaydı tehdit anında sizce ne yapardık? Dolayısıyla öfke bir duygudur ve kötü bir duygu değildir. 

Öfke ile Saldırganlık Arasında Nasıl Bir Fark Var?
 

Öfkeyi gözümüzde kötüleştiren, öfke sonrasında yaşanan saldırgan davranışlardır. Bireyin kendisine, muhatabına veya bir nesneye zarar verecek davranışlarda bulunmasıdır. Yani saldırganlıktır. Yani öfkenin eyleme, davranışa dönüşmüş halidir. Özetlersek şunu söylememiz mümkün. Öfke bir duygudur hatta bazı yerlerde olması gereken bir duygudur. Saldırganlık ise duygu değildir, öfke değildir. Saldırganlık bir davranıştır yani bir eylemdir. 

Öfke Hangi Durumlarda Gerçekleşen Bir Duygudur?

 

  • Haksızlık olduğunu hissettiğinizde, yani size bir haksızlık yapıldığını, hakkınızın yendiğini, yaşanan olayda ciddi anlamda hukuksuzluk olduğunu düşündüğünüzde öfke duygunuz ortaya çıkar.
  • Hayal kırıklığına uğradığımız zaman. Esasen hayal kırıklığının altında da kişide oluşan beklentiler mevcuttur. Bu beklentiler gerçekleşmediğinde de hayal kırıklığı gerçekleşir. Bu da öfkeye sebebiyet verir.
  • Değiştiremeyeceğimiz durumlarla karşılaştığımızda öfkelenebiliriz.
  • İstemediğimiz, talep etmediğimiz halde bize nasihat-öğüt verildiğinde öfke duygusu ortaya çıkabilir.
  • Stres altında olduğumuz zaman da öfkelendiğimiz zamanlardan bir tanesi.
  • Gerçekleşen durumun makul ve adil olmadığını düşündüğümüzde de öfke hissimiz gerçekleşebilir.
  • Karşılaştığımız olaylara adil veya kabul edilebilir olmadığı anlamını yüklediğimizde öfke hissini yaşama ihtimalimiz biraz daha yüksek.
  • Karşıdaki kişiye kendimizi tam olarak ifade etmediğimiz zaman da yine öfkelendiğimiz zamanlardan bir tanesi.
  • İçinde bulunduğumuz herhangi bir tartışmayı kaybettiğimizi hissettiğimizde öfkelenebiliriz.
  • Ulaşmaya çalıştığımız hedefin önüne engeller konulduğunda, engellendiğimizi düşündüğümüzde öfke hissi gerçekleşebilir.
  • Zihnimizde oluşan beklentinin boşa çıkması da yine bizi öfkelendirebilir.
  • Kendimize karşı bir tehdidin olduğunu, bir saldırının gerçekleşeceği düşüncesine kapıldığımızda da öfkelenebiliriz.
  • Önümüzde çok önemli bir iş mevcut ve bu iş üzerinde çalışırken bölünme gerçekleşirse öfkelenebiliriz.
  • Etrafımızdaki olayları, durumları, insanları kontrol etmeye çalıştığımızda da öfke hissimiz oluşabilir.
  • Eğer durumla, olayla ilgili kontrolümüzü kaybedersek yine öfkelenmemiz büyük olasılıkla gerçekleşecektir.
  • Konuştuklarımız veya eylemlerimiz tasvip edilmediği zaman öfke duygusu yüksek ihtimalle gerçekleşebilir.
  • Bir tartışma ortamından yenik bir şekilde çıktığımızda, en azından yenildiğimiz duygusuna kapıldığımızda öfkelenmemiz kaçınılmaz olabilir.