TRANSAKSİYONEL ANALİZ  YAKLAŞIMI ( T.A)

“İnsanlar dünyaya prens ve prensesler olarak gelirler ancak daha sonra kurbağaya dönüşürler. Tedavinin amacı da insanların yeniden prens ve prenses olmalarına yardımcı olmaktır” 

Transaksiyonel analiz kuramının kurucusu Eric Berne’ ün bu cümlesi terapinin bir iyileşme süreci olduğunu ve değişim odaklı bir yaklaşım olduğunu bize açıklar niteliktedir. Psikolojik danışmanlığın terapi sürecinden farkı da bu bağlamda açığa çıkar. Danışmanlıkta değişimden çok gelişime odaklanılmaktadır. Eğer kişi, yukarıdaki metafor referans alınarak kurbağa olmayı kabullenip yaşantıma kurbağa olarak işlevsel bir şekilde devam etmek istiyorum mantalitesindeyse bu onu danışmanlık hizmetine yönlendirir.  Fakat kişi, yeniden prens ya da prenses olmayı amaçlıyorsa terapi almak onun bu değişim motivasyonuna yardımcı olabilecek bir süreçtir. Transaksiyonel analiz yaklaşımı, tam da bunu hedeflemektedir. T.A’ ya göre insan davranışlarının en temel ve evrensel nedeni ‘’fark edilme ‘’açlığıdır. T.A’ nın insan kişiliğine bakışında ego durumlarının analizi vardır. Bunu yapısal ve fonksiyonel analiz olmak üzere 2 şekilde yapar. Bu kuramda kişinin çekirdek ailesinden getirdiği ve öğrendiği, kültürün ve toplumun kişinin yapısı üzerindeki etkisi araştırılır. Daha sonrasında fonksiyonel analiz ile bu yapının kişinin kurduğu ilişkilerdeki yansımalarına bakılmaktadır. Başlangıç olarak kişide 3 tür ego durumu olduğunu varsayar. Bunlar: çocuk ego durumu, yetişkin ego durumu ve ebevyen ego durumlarıdır. Daha sonra kişi, dış dünyayla ilişki kurmaya başladıkça bu ego durumları kendi içlerinde alt alanlara ayrılmakta ve kişinin iletişim şekillerini belirlemektedir. Birey, aslında bu ego durumlarının hepsini zaman zaman kullanmaktadır. T.A’ ya göre bu ego durumlarından biri yoksa veya kişide yalnızca biri sabitlenmiş şekilde diğerlerini kullanmıyorsa ya da hasarlandıysa patolojinin varlığından bahsedilebilir. T.A’ da sağlıklılık için istenen,  ego durumlarının bütünlüğünün korunmasıdır.  Diğer yandan kişinin, özerk bir birey olamaması da patolojinin habercisidir. Bu anlayışa göre her birey, metaforik bir tabirle ebeveynlerinden dostça boşanmalı, kendiliğini oluşturmalı ve sonrasında gerektiği kadar ailesiyle etkileşimde bulunmalıdır. Örneğin ebeveyen ego durumlarından eleştirel ebeveyeni hayatında çokça içselleştirmiş bir birey her şeye eleştirel bir yaklaşımla yaklaşmaya başlayacak ve sonuç olarak bir patolojiye doğru sürüklenecektir.  Konunun daha iyi anlaşılması ve kendi ego durumunuzu da örnekleyebilmeniz açısından somutlaştırmak gerekirse; gecenin geç saatlerinde Taksim Meydanı’nda bir kadının tek başına yürüdüğünü ve birkaç kişinin de kadını rahatsız ettiğini hayal edin. Bu duruma içtenlikle tepkinizin ne olduğunu düşünün. Eğer bu saatte dışarıda ne işi var diyorsanız eleştirel ebevyen ego durumunuz; polisi arayıp durumu bildiriyorsanız yetişkin ego durumunuz; aman başıma iş almayayım deyip yolunuza bakıyorsanız uygulu çocuk; siz de bu durumdan heyecan duyuyor ve izlemeye devam ediyorsanız doğal çocuk ego durumunuzun diğerlerinden daha baskın olduğu öngörülebilir. Tabii ki tek bir örnek ile saptamak mümkün olmayacaktır. Transaksiyonel Analiz sürecinde kişideki uyumsuz davranışlar, iletişim şekilleri ve nedenlerini açıklanarak davranışın analizi yapılmakta ve bu doğrultuda terapi süreci belirlenmektir.  Her birey, duygusal olarak gelişmek ve özerklik gelişimini elde etmeye yönelik bir eğilime sahiptir. İnsanlar karşılaştıkları olay ve durumlar sonucunda farkında olarak veya olmayarak bir seçim yapmaktadırlar ve her birey, kendi hayatının akışını değiştirebilecek güce sahiptir. Yaşantısında ne olacağına herkes kendisini karar vermektedir; diğerlerinden etkilenmeyi veya etkilenmemeyi kendisi seçebilmektedir. Bunu kabullenmek kişinin kendi seçim mekanizmasına aittir. T.A kuramı insanlarda temas açlığı olduğunu ileri sürer ve iletişimin önemi üzerine vurgu yapar.  Bunu kişilerarası iletişimde bir uyarıcı ve bir tepkiden oluşan birim olan ‘’transaksiyon’’ adını verdiği terim üzerine şekillendirir ve analiz eder. Transaksiyonel analistlerin görevi, danışanın yalnızca gelişme sağlamasından çok, değişmesini yani iyileşmesini sağlamaya destek olmaktır. Bunu seanslarda 1. Yapısal analiz; kişiliğin çözümlenmesi, 2. Transaksiyonel analiz; bireylerin birbirlerine karşı yaptıklarının ve söylediklerinin çözümlenmesi, 3. Oyun analizi; insanlar arası ilişkileri ödüle götüren çözümlemeyi, 4. Yazgı analizi, bireylerin oynamaya zorlandıkları kendilerine özgü psikolojik yaşam oyunlarını çözümleyerek yapar ve seanslarını buna göre yapılandırır. Eğer siz de yaşantınızda genel olarak iletişim problemi yaşıyor özellikle çift ilişkisinde partneriniz ile aynı dili konuşamadığınızı düşünüyorsanız, duygularınızı açık ve seçik bir şekilde ifade etmek noktasında sıkıntı yaşıyorsanız transaksiyonel analiz ile farkındalık kazanabilir ve daha sağlıklı, içten ve otantik bir birey olmak yolunda adım atabilirsiniz. Unutmayın her birimiz kendi yaşam senaryomuzu oynamaktayız ve bu yaşam senaryoları temel olarak bizim yaşam hikayemizdir. Bu senaryoyu anne babamız ve diğer bakım verenlerin etkileri altında çocukluğumuzda yazdık. Daha sonra kendimizin, ötekilerinin ve dünyanın nasıl olduğu konusunda kararlar aldık. Günlük yaşantımızda bu senaryolar çoğu zaman farkındalığımızın dışında bilinçdışı süreç etkisi altında olsa da orada yazılanlara göre davranıyor ve gerçeği yeniden tanımlıyoruz. Konuyu sonlandırırken ünlü oyun yazarı W. Somerset Maugham’ ın cümlesinin transaksiyonel analiz kuramında yapılandırılan ve hepimizin içinde bir parça da olsa hepsinin varlığını barındıran bahsedilen ego durumlarını açıklar nitelikte olduğunu söylemek mümkün ve düşündürücü olacaktır:  

''Öyle zamanlar olur ki, karakterimin değişik parçalarına şaşkınlıkla bakarım. Bir sürü insandan oluşmuşum gibi gelir ve o anda olduğum kişinin önde olduğunu, bir süre sonra da olduğum kişinin yerini bir başkasına bırakacağını bilirim. Ancak gerçek olan hangisidir? Hepsi mi yoksa hiçbiri mi?'' 

                                                                                                                                                      Uzman Psikolog N. Vera ASLAN