Ailesel Akdeniz ateşi (FMF)

Ailesel Akdeniz Ateşi Nedir? Hangi Irklarda Sık Rastlanır?

Ailesel Akdeniz ateşi (FMF) genetik bir hastalık olup, tekrarlayan karın ağrısı ve ateş atakları ile seyreder. Kalıtsal bir hastalık olarak genellikle Akdeniz çevresi ırklarda (Türkler, Araplar, Ermeniler, Museviler, Yunanlılarda) görülür. Avrupa ve Japonya’da çok nadir olmakla birlikte, göçler nedeniyle dünyanın her tarafında rastlanabilir. Türkiye’de sıklığı 1000 de bir, taşıyıcılık oranının 5’te bir olduğu hesaplanmaktadır. Hastalık %80-90 oranında 20 yaşın altında ve çocukluk çağında belirti verir. Hastaların %75’inde belirtiler 10 yaşın altında görülür. Ailesel Akdeniz ateşi ömür boyu süren, kesin bir tedavisi bulunmayan ama atakları kolşisin tedavisiyle önlenebilen bir hastalıktır.

Hastalık anne-babadan çocuğa geçen bir gen (MEFV geni) mutasyonu ile oluşur. Nadiren mutasyon çocukta yeni ortaya çıkmış (denovo) bir mutasyon olabilir. Bu mutasyon vücuttaki iltihabi reaksiyonun baskılanmasını zayıflatır. Bazı mutasyonlar (M694V gibi) ağır hastalık tablosu ile seyrederken, bazıları (E148Q gibi) daha hafif hastalık tablosuna yol açar.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

Hastalık belirti ve bulguları ataklar halinde ortaya çıkar ve genellikle 1-3 gün sonra atak kendiliğinden düzelir. Ancak eklem tutulumu haftalar-aylar sürebilir. FMF’in belirti ve bulguları şunlardır:

Ateş: 39 C’a yükselebilir. Beş yaşın altındaki çocuklarda FMF’in tek belirtisi zaman zaman gelen ve kendiliğinden geçen ateş atakları olabilir.

Karın ağrısı: Okula gitmeyi engelleyecek veya apandisit sanılıp ameliyat edilecek kadar şiddetli olabilir

Göğüs ağrısı: Bazen nefes almaya engel olacak kadar şiddetli olabilir

Ağrılı, şiş eklemler: En çok diz, ayak bileği ve kalça eklemini etkiler. Genellikle tek eklemi tutar. Eklem şişlik ve ağrısından dolayı çocuk yürüyemez. Eklem şişliği genellikle 5-14 günde geçer. Nadiren kronik (süregen) bir hal alır.

Ayak bileğinde kızarıklık şeklinde döküntü: Hastaların üçte birinde görülebilir.

Kas ağrıları: Özellikle egzersizi takiben bacaklarda görülen ağrı

Ataklar arasında hasta normaldir. Şikayetlerin olmadığı atak arası dönemler birkaç gün kadar kısa veya birkaç yıl gibi uzun olabilir. Laboratuvar olarak özellikle atak sırasında hastalarda kan lökosit sayısı artar, C-reaktif protein (CRP) ve eritrosit çökme hızı (sedimantasyon) yükselir ve kan fibrinojen ve serum amiloid A düzeyi yüksek bulunur.

Hastalığın Nedeni Nedir?

Hastalık anne-babadan çocuğa geçen bir gen (MEFV geni) mutasyonu ile oluşur. Nadiren mutasyon çocukta yeni ortaya çıkmış (denovo) bir mutasyon olabilir. Bu mutasyon vücuttaki iltihabi reaksiyonun baskılanmasını zayıflatır. Bazı mutasyonlar (M694V gibi) ağır hastalık tablosu ile seyrederken, bazıları (E148Q gibi) daha hafif hastalık tablosuna yol açar.

Hastalığın Tanısı Nasıl Konur?

Hastalığın tanısı klinik bulgulara dayanarak konur. Gen analizi tanıyı doğrulayan bir test olarak kullanılır. Hastaların %20-30’unda FMF bulunmakla birlikte gen analiz sonucu normal gelebilir. Şüpheli vakalarda deneme kolşisin tedavisi 3-6 ay süreyle uygulanarak, bu sürede atakların zayıflaması veya tamamen kaybolması FMF lehine kabul edilir. FMF atakları ve en korkulan komplikasyonu olan amiloidozu önlemek için kolşisin ömür boyu kullanılır.

Bütün hasta çocuklar aynı belirti ve bulguları göstermez ve çocuk büyüdükçe genellikle ataklar daha hafif seyreder. Atak arası dönemde hastaların bir kısmı tamamen sağlıklı görünürken, bazılarında ara dönemlerde de tam bir düzelme olmaz ve bu çocukların büyüme ve gelişmeleri geri kalır. Önceden FMF tanısı konmamışsa bazı hastalarda şiddetli karın ağrısı apandisit zannedilip gereksiz yere ameliyat edilirler.

Hastalığın en olumsuz sonucu (komplikasyonu) birçok organı etkileyen amiloidoz’dur. Amiloid maddesi barsak, beyin, karaciğer, tiroid gibi birçok organda birikebilir. Ancak böbrekte biriktiği zaman idrarda protein kaybı artışı, nefrotik sendrom (idrarla aşırı protein kaybı) ve en sonunda böbrek yetmezliğine yol açar. Bu durumda ölüm oranı yüksektir. Tedavisiz kadınlarda FMF kısırlığa yol açar. Halk arasında yaygın olan, “kolşisinin kısırlığa yol açabileceği” yanlış kanısının aksine, kolşisin kullanmayan FMF’li kadınlarda kısırlık gelişebilir.

Hastalık Nasıl Tedavi Edilir?

FMF tam olarak tedavi edilemez ama ömür boyu kolşisin kullanımı ile hastalık kontrol altına alınabilir. Böylece en korkulan komplikasyonu olan böbrek amiloidozu önlenebilir. Hatta amiloidoz gelişmeye başlamış hastalarda bile, kolşisinle düzelme olabilmektedir. Kolşisin atak sırasında atağı geçirmek için kullanılırsa etkili olmaz. Kolşisinin etkili olabilmesi için, atak olsun veya olmasın, ömür boyu her gün düzenli olarak uygun dozda kullanılmalıdır. Hasta kolşisini kestiğinde ataklar geri döner.

Kolşisinin’in en önemli yan etkileri; karın ağrısı ve ishaldir. Bu durumlarda ilaç dozu azaltılır ve süt/süt ürünleri alımı engellenir. Şikayetleri geçince yeniden normal doza çıkılır. Kadın hastaların gebelikte ve emzirirken kolşisini kesmelerine gerek yoktur. Kolşisin alan çocukların yılda 2-3 kez kan ve idrar tahlili yaptırmaları gerekir. Ancak hastaların %10-15’i kolşisinden yarar görmez veya kolşisin yan etkilerini tolere edemez. Bu durumda anakinra (Kineret) veya kanakinumab (Ilaris) gibi interlökin-1’i bloke eden biyolojik ajanlarla genellikle iyi sonuçlar alınmaktadır.

Ömür boyu ilaç gerektiren bir hastalık olduğu için, bazı çocuklara ve ailelerine tedavi başlangıcında psikolojik destek verilmesi gerekir. Ancak çocukların çoğu tedaviye uyum sağlar ve hastalık kontrol altına alınınca çocuğun okul hayatı ve sonraki başarısı olumsuz etkilenmez.

Prof. Dr. Aydın Ece